Ads Top

Film yarı açık ceza evinden izne çıkan beş mahkumun öyküsünü anlatıyor. Filmde mahkumların üzerinde iki baskı türü varrdır. Bunlardan birincisi dönemin cunta yönetimi ikincisi cuntadan önceki devlet kurumu. Sadece biçim olarak değişmişlerdir özünde yine değişen bi şey yoktur. 

       Filmin daha ilk sahnelerinde içeri-dışarı kavramı net biçimde verilmektedir. Bayram nedeniyle izne çıkan mahkumların dışarda daha fazla sorunla karşılaşması içeri-dışarı kavramlarının yer değiştirdiğini gösteriyor. Yol filmi dışarının içeriye dönüşmesiyle ilgili bir filmdir. 

      Filmin ceza evinde geçen ik sahnelerinde iktidar ve otorite ses üzerinden anlam kazanır. Otorite görünmezdir. Bu görünmezliği ses üzerinden tanrısal bir düzleme, sadece iştilen bir korkuya dönüştürür. Tanrının sadece ses üzerinden var olmasına denk bir durumdur bu.İlk sahnelerde yapılan anonslarda 'Kurallara uymayan yarı açıktan kapalıya gönderilecektir.' söylemi ' kurallara uymayan cehenneme gidecek' kuralına denk düşmektedir. 

YOL FİLMİ

Filmin en etkili imgelerinden biri olan muhabbet kuşudur. Mahkumların iç tutsakılığı muhabbet kuşu üzerinden imgesel bir dünya yaratılarak anlam kazanır. Kuş kafeste olduktan sonra içerde yada dışarda olması bir şey değiştirmez. Tıpkı mahkumlar gibi.

Filmde Seyit Ali karakterinin başı ağırmaktadır. Bunun üzerine ağrıyan dişini ilkel bir yöntem olan şiş tedavisi yapılmakta. Burda ağrıyan diş otoritenin insanda yarattığı tahribatı ve acıyı somutlamakta. Ağrıyan diş kurulu olan düzenin(sistemin) yarattığı korkunç geleneklerin Seyit Ali üzerinde bıraktığı acının büyüklüğüne işaret eder. Seyit Ali'nin dişi tedavi edilir. tedavi edilen yöntem eski bir gelenek olan kzgın şişle yapılır. Ancak diş belli bir süre sonra tekrar ağrımaya başlar. Kurulu bir düzenin köklü bir değişime ihtiyacı vardır. Dönemin anayasasının(1982) ve yönetim anlayışının değişmesinin geçici restorasyon hükümetlerine bir gönderme vardır. 





Erkeklik ideolojisinin Seyit Ali üzerinden iflasına şahit oluruz. Karısı olan 'Zine nin'  karda donmasıyla, içinde bulunduğu çelişkili durumla yüzleşemeyecek kadar tutsaktır Seyit Ali. Ruhu geleneğin tutsağı, bedeni ise siyasi otoritenin tutsağıdır. 

Anadolu coğrafyasında erkeklik ideolojisinin şekillendiği 'At,avrat,silah' üçlmesi film üzerinden belirli kalıplarla verilmektedir.                                                                                     Zine'nin ölmasiyle beraber Seyit Ali'nin bağırması 'Zine uyan uyuma' sesi isyanın sesi olmuştur. Bu geri kalmışlığa bir başkaldırıdır. 

Nişnlısıyla başbaşa kalamamaktan sinirlenen Mevlüt kıza karşı egemenkil söylemini kullanıyor. Ona her şeyde kendisine itaat etmesini onun sayesinde var olması gerektiğini belirtiyor. Bu anlamda mevlüt karakteri dedelerden atalardan kalma adetlerin ve eğreti bir modernizmin temsilidir. Mevlüt'ü takip eden çarşaflı kadınlar ise dini temsil etmektedir

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.